Gizli hamleleri ortaya çıktı! Türkiye harekete geçti

Gizli hamleleri ortaya çıktı! Türkiye harekete geçti

İdlib’deki katliam endişesi, Akdeniz’de on yıllarca sürecek “enerji savaşları” için yapılan hamleleri gizliyor. ABD bölgeye komuta gemisi, İngilizler ise nükleer denizaltı gönderiyor. Savaş gemilerini sondaj gemileri takip edecek. Önce ABD sonra da Fransız, İngiliz, İtalyan şirketleri doğalgaz zengini bölgede sondaja başlıyor.

Halen İdlib’deki taşeron teröristler ve sivil katliamı üzerinden gündem yaratılırken, dünyanın üçüncü büyük doğalgaz rezervinin bulunduğu Doğu Akdeniz’deki yoğunlaşma gözlerden kaçırılıyor. Akdeniz’deki bu yoğunluğun perde arkasında ise enerji konusunda sonbaharda yaşanacak gelişmeler var. 28 Eylül’de EXXON Mobil doğalgaz arama faaliyetlerini başlatacak. Yine Total, Shell, Eni, Qatar Gas, Noble Enerji, Kogas’ın da bölgede sondajlara peyderpey başlaması planlanıyor. Bir yandan da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Fransa’ya deniz üssü ve hava üssü kullanım izni verdi.

TÜRKİYE HAREKETE GEÇTİ

Amerika da GKRY’den üs talebinde bulundu. Bu gelişmeler karşısında Yunanistan ve GKRY’nin korkulu rüyası ise Türk donanması. Türkiye, donanmasıyla olası hak ihlallerine karşı teyakkuzda bulunurken Doğu Akdeniz’de Barbaros sismik araştırma gemisinin raporu doğrultusunda tespit edilen en verimli sahada sonbaharda milli arama gemisi Fatih ile aramaları başlatacak. Türkiye’nin henüz Akdeniz’deki enerji kavgası görünür olmadan GKRY’nin gasp ettiği tartışmalı alanlardan doğalgaz sondajını başlatmasının bu doğrultuda yapılacak en doğru hareket olacağı, Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerini pekiştireceği değerlendiriliyor.

AKDENİZ’DE ARTAN TRAFİK

Halen çok sayıda savaş gemisinin demirlediği Doğu Akdeniz’e yeni gemi sevkiyatları sürüyor. İngiltere’nin bir adet nükleer denizaltısı rotasını Akdeniz’e çevirdi. Amerika, 6. Filosunun Komuta Kontrol Gemisi USS Mount Witney de Selanik’teki fuara katılım bahanesiyle bölgeye intikal ettiriyor. Halen 2 adet Tomahawk füzesi yüklü destroyerini ve bir nükleer denizaltısını Akdeniz’de tutan Amerika’nın komuta kontrol gemisini bölgeye yaklaştırması, İdlib’deki kimyasal saldırı senaryolarına karşı hazırlık olarak değerlendiriliyor. Fransa ise uzunca bir süredir savaş gemisini Doğu Akdeniz sularında yüzdürüyor. Halen NATO Deniz Daimi Görev Grubu üç gemiyle Akdeniz’de görev yaparken diğer üye ülkeler de aralıklarla destek olarak gemi ekliyor. Rusların da Akdeniz’deki varlığı her geçen gün artıyor.

RUM KESİMİNDE ÜSLENİYORLAR

Doğu Akdeniz’de Suriye bahanesiyle yoğunlaşan bu güçlerin önümüzdeki 10 hatta 100 yıllık planlamalar dahilinde attıkları bazı adımlar da dikkat çekiyor. Fransa, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile 2007 yılında yaptığı anlaşma kapsamında bu ay hem deniz üssü hem de hava üssü kullanım hakkı aldı. Amerika da GKRY’den, üslerini kullanmak üzere girişimlerde bulunuyor. İngiltere ise zaten GKRY’de deniz ve hava üslerine sahip. Üsler konusunda dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise GKRY’nin Limasol Limanı’nı Suriye’de sözde kavgalı Rusya, ABD ile birlikte kullanıyor olması.

PERDE ARKASINDA ENERJİ VAR

Oluşan bu tablonun perde gerisinde ise, kısa bir süre önce ortaya çıkan dünyanın üçüncü büyük doğalgaz rezervinin varlığı yatıyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi için, geçici üsler verdiği tüm bu ülkelerin varlığı, GKRY’ye enerji bağlamında verilen desteğin bir delili olarak yansıtılıyor. Halen Basra Körfezi’nde petrolün yüzde 60’ına el koyan batılı güçler, Doğu Akdeniz’deki zengin doğalgaz rezervi için şimdiden bu bölgeyi mesken tutmuş görünüyor.

TÜRK DONANMASI KORKUSU

Amerikan Exxon Mobil 28 Eylül’de 10 numaralı sahada sondaj faaliyetlerine başlıyor. Yine Total, Eni, Shell, Noble Energy, Kogas, Qatar Gas da GKRY’nin tek taraflı münhasır ekonomik bölge ilan ettiği enerji sahalarında sonbaharda doğalgaz arama faaliyetlerine başlaması beklenen diğer şirketler. Bunlardan Türkiye ile iyi ilişkilere sahip Katar’ın petrol şirketlerinden Qatar Gas ise GKRY’de düzenlenen toplantılara şu ana kadar katılmadı ve arama yapacağına dair herhangi bir çalışması da gündeme yansımadı. Bununla beraber Akdeniz’de doğalgaz arama faaliyetleri sonbahardan itibaren yoğunlaşacak.

TÜRKİYE ÇEKİNCESİ

Akdeniz’de sonbahar hazırlıkları, Yunan ve Rum gazetelerine ise kaygılarla bir arada yansıyor. Yunan ve Rum gazeteciler “Doğu Akdeniz’de ilk bakışta belli olmayan bir savaşın geliştiği” tespitlerine yer verdikleri makalelerinde, “Bir yerde enerji kaynakları keşfedildi mi, bıçaklar çıkar. Doğu Akdeniz’de bıçaklar yerine birçok ülkenin savaş gemileri çıkıyor” diyerek, Akdeniz’deki gemi hareketliliğini sonbahar aylarında başlayacak sondaj faaliyetlerine bağlıyorlar. Atina ve Lefkoşa’nın en büyük kaygısının da Türk donanması olduğu gazetelere yansıyan bir diğer tespit. Türkiye, hak ihlali yapan İtalyan ENİ’nin doğalgaz arama gemisini engellemiş ve arama yapmasına izin vermemişti. Türk donanmasının olası benzer tepkilerinden duyulan endişe üst tondan ifade ediliyor.

SAHAYA İNİYORUZ

Türkiye, Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerinin korunması konusunda kararlı bir duruş sergilerken, Türk donanması ise sonbaharda başlayacak doğalgaz arama faaliyetleri kapsamında olası oldubitti girişimlerine karşı teyakkuzda. Türkiye de doğalgaz arama ve sondaj gemileriyle de sonbaharda Doğu Akdeniz’de yoğun varlık gösterecek. Barbaros gemisiyle Akdeniz’de yapılan sismik araştırmalar sonucu elde edilen raporların değerlendirilmesi ardından en uygun bölgede sondaj faaliyeti başlatılacak. Türkiye, her ülkenin sahip olamadığı bir imkan olan milli sondaj gemisi Fatih ile Akdeniz’de doğalgaz çıkaracak.

ABD ne için uğraşıyor? Kışkırtıcı Türkiye-Rusya-İran açıklaması

ABD saldırı sayısını açıkladı, Türkiye ateşkes çağrısı yaptı! BM’de peş peşe açıklamalar!

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley, Rusya ve Esad rejiminin İdlib’de 100’den fazla hava saldırısı düzenlediğini söyledi. Haley, Rusya ve İran’ın İdlib’de ateşkes teklifini kabul etmemesi ile ilgili de ‘Rusya ,İran ve Esed rejimi siyasi çözümle ilgilenmiyor. Türkiye bunu geçen hafta öğrendi” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Feridun Sinirlioğlu da BM Güvenlik Konseyinde İdlib’de bütün askeri operasyonlara son verilmesi ve ateşkes çağrısı yaptı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Rusya’nın talebi üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Tahran’da yaptığı zirvenin sonuçlarını ve İdlib’deki gelişmeleri görüşmek üzere toplandı.
Toplantıda söz alan İngiltere BM Daimi Temsilcisi Karen Pierce, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Wall Street Journal’da (WSJ) yayımlanan makalesindeki uyarılara tamamen katıldıklarını, aynı kaygıları taşıdıklarını söyledi.

“TEK BİR ÜLKE ELLE TUTULUR PLAN SUNDU”

Pierce, “Rusya ve İran’ı bizimle çalışmaya çağırıyoruz.” dedi. BMGK oturumunda bir tek Türkiye’nin elle tutulur bir plan sunduğunu belirten Pierce, herkesi Türkiye’nin planı ile birlikte hareket etmeye davet etti.

“KİMYASAL SİLAH KULLANILIRSA GÜÇLÜ CEVAP VERECEĞİZ”

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley, burada yaptığı konuşmada, Rusya ve Esed rejiminin İdlib’de 100’den fazla hava saldırısı düzenlediğini ifade etti.

İdlib’de kimyasal silah kullanılırsa güçlü cevap vereceklerini ve uyarılarının arkasında olduklarını söyleyen Haley, “Esed’in Suriye halkının geleceğini çalmasına izin vermeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Rusya, İran ve Esed rejiminin siyasi çözümle ilgilenmediğini öne süren Haley, ” Türkiye bunu geçen hafta öğrendi, İdlib’de ateşkes istedi ama Rusya ve İran, Türkiye’nin bu teklifini kabul etmedi.” ifadelerini kullandı.

Sinirlioğlu, İdlib’de bütün askeri operasyonlara son verilmesi ve ateşkes çağrısı yaptı.

“ÇATIŞMASIZLIK BÖLGELERİ KORUNMALI”

Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Feridun Sinirlioğlu, rejimin kara ve hava saldırılarında kimyasal ya da konvansiyonel silah kullanmasının fark etmediğini, ayrım yapılmaması gerektiğini söyledi.

Sinirlioğlu, “Milyonlarca sivilin hayatının korunması uluslararası toplumun sorumluluğudur. Tahran zirvesinde de belirtmiştik tekrar ediyoruz çatışmasızlık bölgeleri korunmalı.” diye konuştu.

Suriye’de askeri sonuç olamayacağını belirten Sinirlioğlu, İdlib’deki durumun siyasi sürecin geleceğini de etkileyeceğini ifade ederek, “Türkiye olarak yanı başımızdaki şiddetin sona ermesi için çok çalıştık.” dedi.

“ANAYASA KOMİTESİNİN KURULMASI İÇİN İSTİŞARELERİ SÜRDÜRÜYORUZ”

Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia da Tahran zirvesinin sonuçları hakkında konseyi bilgilendirdi.

Nebenzia, İdlib’de on binlerce El Nusra ve DEAŞ üyesinin bulunduğunu ifade ederek Rusya, İran ve Türkiye’nin tüm Suriye’de terör kalıntılarını temizleme konusunda hemfikir olduklarını açıkladıklarını söyledi.

Suriye’deki krize siyasi çözüm dışında bir alternatif olmadığını belirten Nebenzia, ”Siyasi çözüme karar veren silahlı muhalifleri acilen teröristlerden ayırmaya ihtiyaç var ve bu çağrı uluslararası toplumun tüm üyelerine.” dedi.Nebenzia, Astana garantörü üç ülkenin BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ile anayasa komitesinin Cenevre’de en kısa sürede kurulması için istişareler yürüttüklerini de belirtti.

“BATI SİYASİ ŞANTAJ YAPIYOR”

Tahran zirvesinde Suriye’nin yeniden inşa edilmesinin de ele alındığını ve şartların bu durum için uygun olduğunu söyleyen Nebenzia, Suriye’de insani yardıma, mayınların temizlenmesine ve altyapının yeniden inşa edilmesine ihtiyaç olduğunu ancak Batı’nın bu konuda ”siyasi şantaj yaptığını” ifade etti.

Suriyeli mültecilerin ülkeye geri dönüşünün de ele alınan konular arasında yer aldığına dikkati çeken Nebenzia, ”Suriye hükümeti bilindiği gibi güvenlik garantileri verdi. Suriyeli mültecilerin geri dönüşü için Türkiye ve İran ile uluslararası bir konferans düzenlenmesi için çalışıyoruz.” dedi.Nebenzia, Astana garantörü üç ülkenin bir sonraki toplantısının Rusya’da olacağını sözlerine ekledi.

FLAŞ HABER – Trump açık açık tehdit etti.

ABD uyardı: Cevabımız çok daha güçlü olur!

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Esad rejiminin İdlib’de kimyasal silah kullanması durumunda, ABD’nin daha önceki saldırılara oranla daha güçlü bir yanıt vereceğini ve konuyla ilgili olarak Fransa ve İngiltere’yle fikir birliğinde olduklarını söyledi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Esad rejiminin İdlib’de olası kimyasal silah kullanımına karşı uyarılarını yineledi. ABD’nin daha önce rejimin kimyasal silah kullanımı sonrasında Suriye’ye yönelik saldırılarını hatırlatan Bolton, bu kez cevaplarının çok daha güçlü olacağını söyledi.

Bolton, “Son günlerde, eğer üçüncü bir kimyasal silah kullanımı olursa, cevabımızın çok daha güçlü olacağı mesajını iletmeyi deniyoruz. İkinci saldırıda beraber hareket ettiğimiz İngiltere ve Fransa ile istişare halindeyiz. Onlar da kimyasal silah kullanımının çok daha güçlü bir cevapla sonuçlanacağını düşünüyorlar” ifadelerini kullandı.

Amerika Birleşik Devletleri, 2017’nin Nisan ayında Han Şeyhun kasabasında yaşandığı iddia edilen kimyasal saldırının ardından, rejime bağlı hedefleri vurmuştu. ABD’nin rejime karşı doğrudan ikinci saldırısı ise bu yılın Nisan ayında Doğu Guta’da kimyasal silah kullanıldığına dair görüntülerin ortaya çıkmasından sonra gelmişti.

GÜZEL HABER – ASELSAN büyük oranda temizlendi…

ASELSAN büyük oranda temizlendi.

FETÖ’nün, TSK’da olduğu gibi mahrem yapılanmaya gittiği ASELSAN’daki örgütlenmesi çözüldü. ByLock mesajları ile itiraflar üzerinden iz süren savcılık, ASELSAN’da, 900 kripto tespit etti. Şüphelilerin büyük çoğunluğu ihraç edildi.

FETÖ’nün, TSK’da olduğu gibi mahrem yapılanmaya gittiği ASELSAN’daki örgütlenmesi çökertildi. FETÖ, yerli savunma sistemlerini dışa bağımlıktan kurtarmak ve millileştirilmesi adına özellikle 2000’li yıllarının başından itibaren büyük atılımlar yapan, milli projeleri hayata geçiren ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN ve TÜBİTAK gibi kurumları hedef aldı. Örgüt, devletin tüm kurumları gibi kritik öneme sahip söz konusu kurumları da ele geçirdi. FETÖ, mensupları aracılığıyla yürütülen projelerle ilgili bilgileri örgüt hafızasında depoladı ve örgüt çıkarları için kullandı.

YİNE MAHREM ÖRGÜTLENME

15 Temmuz darbe girişiminin ardından başlatılan adli ve idari soruşturmalarla ASELSAN’ın da aralarında bulunduğu kurumlarda FETÖ’cü olduğu tespit edilenler ihraç edildi, haklarında dava açıldı. Ancak söz konusu kurumlardaki kriptolar hala deşifre olmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca FETÖ’nün, TSK, MİT, mülkiye, yargı ve emniyette olduğu gibi mahrem yapılanma şeklinde örgütlendiği ASELSAN yapılanmasına yönelik soruşturma derinleştirildi.

BYLOCK MESAJLARI ELE VERDİ

Yürütülen soruşturmalarla daha önce tespit edilen ASELSAN’daki örgüt üyelerinin “FETÖ üyeliği” suçundan yargılanmalarına devam edilirken, savcılık örgütün kripto haberleşme programı ByLock mesajları ile itirafçı ifadelerinin izini sürdü. ASELSAN yetkilileriyle koordineli bir çalışma yürüten savcılık bu yolla, hala görevde bulunan kriptoları da tek tek ortaya çıkarıyor.

İHRAÇ EDİLDİLER

Yapılan soruşturma neticesinde, devam eden davalar haricinde örgütün ASELSAN yapılanmasında 900 isim tespit edildi. Bunların büyük bir kısmının ihraç edilen ve açığa alınanlardan oluştuğu belirtildi. Örgütün ASELSAN yapılanmasını çözen soruşturma kapsamında şüphelilere yönelik peş peşe operasyonların yapılacağı vurgulanıyor.

Ankara kararını verdi: Suriyelilere kapılarımızı artık açmayacağız!

Ankara kararını verdi: Suriyelilere kapılarımızı artık açmayacağız!

22 gün süren suskunluğun ardından Rusya’nın hava harekatı düzenlediği İdlib’de olası savaş sonucu yaşanacak göç dalgasına karşı Türkiye’nin alacağı tavır hakkında açıklamalarda bulunan TBMM Dışişleri Komisyon Başkanı Volkan Bozkır, Türkiye’nin kapasitesinin dolduğunu belirterek “Olumsuz senaryo gerçekleşirse, yeni bir göç dalgası olabilir.

Ama kapılarımızı açmamayı ve göç dalgasını Suriye topraklarında oluşturulacak kamplara yerleştirmeyi planlıyoruz” dedi.

İdlib’de Suriye ve destekçilerinin hava saldırıları devam ederken, TBMM Dışişleri Komisyon Başkanı Volkan Bozkır olası göç durumuna karşı Türkiye’nin alacağı karşı tavır hakkında açıklamalarda bulundu.

Bozkır, İdlib’de olumsuz senaryo gerçekleşmesi durumunda Türkiye’nin kapılarını açmamayı ve göç dalgasını Suriye topraklarında oluşturulacak kamplara yerleştirmeyi planlandığını belirtti.

Akşam’dan Pınar Işık Ardor’un sorularını yanıtlayan Bozkır, “Şayet bir göç dalgası olursa Suriye topraklarında çözüm üretmek için her türlü tedbiri alıyoruz. Orada düzeni kurabilecek imkân ve mekanizmalara sahibiz” diye konuştu.

“ATEŞKESİN SAĞLANMASI CİDDİ ÖNEM TAŞIYOR”

Gözler İdlib’te, tansiyon yüksek. Rusya ve Suriye rejim güçleri hafta başında saldırıya geçti, ardından Cuma günü, Tahran’da Türkiye, Rusya ve İran Devlet Başkanlarının katıldığı üçlü zirve toplandı. Zirve neyi değiştirdi? Önemi ne oldu?

Rusya, İran ve özellikle Türkiye, başından beri Suriye’de akan kanın durması ve çözümün sağlanması için samimi ve güçlü bir çaba ortaya koymakta. Amerika işin içinde güçlü bir şekilde yer almadığı için Suriye için oluşturulan koalisyon çok fazla etkili olamadı. Cenevre süreci de Suriye’nin geleceği ile ilgili başarılı sonuç alacak noktaya gelemedi. Ama Astana Zirvesi’nde bu 3 liderin aldıkları kararlar çözüme yönelik en önemli adımı teşkil etti. Arkasından Soçi’de alınan kararlar bir anlamda Cenevre sürecini de sonuç alınabilir hale getirdi. Astana ve Soçi’de bunları başarmış 3 lider bu kez Tahran’da, Suriye’deki gelişmelerle ilgili yeni kararlar aldılar. Zirve birçok yönüyle başarılı oldu. Bundan sonra uygulamasına bakacağız. İdlib’in ve bölgenin geleceği için, ateşkesin sağlanması ciddi önem taşıyor.

İdlib’e yönelik saldırılar sahadaki durumu daha da kötüleştiriyor. İdlib’in mevcut statüsünün korunması bu bakımdan gerekli.

“TÜRKİYE’NİN KAPASİTESİ DOLMUŞTUR”

İdlib, Suriye demografisinin küçük bir örneği gibi. Buradan teröristlerin temizlenmesinin titizlikle yapılması ve sivillerin can güvenliğini tehlikeye atacak adımlardan kaçınılması oldukça önemli. Bunun aksi yönünde adımlar terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürmek olacaktır. Sivil can kayıplarının yanında, yeni bir göç dalgasının başlaması, yaşanan insani krizi daha da derinleştirecektir.

Türkiye’nin, daha fazla sivil can kaybına tahammülü yoktur. Ayrıca, Türkiye’nin yeni bir göç akımını karşılayacak kapasitesi de dolmuştur. Ben inanıyorum ki, bu zirvede alınan kararlar, tarafların, özellikle de Türkiye’nin hassasiyetleri göz önünde bulundurularak uygulanacak ve Astana ruhuna yakışır bir şekilde süreç ilerletilecektir.

(TÜ

FLAŞ-Şov yapıyorlardı ama TSK Esad’ın askerlerini vurdu.

TSK ve ÖSO askerleri, Suriye Tel Rıfat’taki Esad’a bağlı birlikleri ve PKK’lı teröristleri vurdu

Yerel kaynaklar, Suriye’de Halep’in kuzeyindeki Tel Rıfat’a ÖSO birliklerinin TSK desteğiyle operasyon başlattığını duyurdu. Rejim güçlerinin bugün askeri yığınak yaptığı ve zırhlı birlikler gönderdiği bölgede bulunan terör örgütü PKK’ya bağlı teröristlerin ve Esad birliklerinin operasyonda vurulduğu iddia etti.

 

Zeytin Dalı harekatıyla temizlenen Afrin’in doğusunda ve Halep’in kuzeyinde yer alan Tel Rıfat’taki terör mevzileri ve Esad rejimine bağlı birlikler bugün akşam saatlerinde roketlerle vuruldu. Yerel kaynaklar, bölgedeki ÖSO askerleri tarafından başlatılan operasyona, TSK’nın da destek verdiğini iddia etti.

Tel Rıfat’ın ilçe merkezinde bazı noktaların bu operasyonda vurulduğu duyuruldu.

ESAD O BÖLGEYE BUGÜN ZIRHLI BİRLİKLER GÖNDERMİŞTİ

Suriye’de Beşşar Esad rejimi ve destekçileri, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla terörden arındırılan bölgelerin karşısındaki cephe hatlarına bugün askeri yığınak yapmaya başlamıştı.

Sevkiyatlar, terör örgütü YPG/PKK işgalinde bulunan Deyr Cemal, Tel Rıfat, Ayn Dakne, Ahras, Harbil, Umgura, Umhuş bölgelerine ve Bab ilçesi karşısındaki Tadif bölgelerine yapıldı.

Rejim bölgeye piyade unsurlarının yanı sıra çok sayıda tank, zırhlı araç, top ve füze bataryası ve ağır silah da sevk etti.

Askeri sevkiyatlarda Esad rejimi, Bab ve Azez kentleri karşısında terör örgütü YPG/PKK ile ortak kontrol ettiği hattı güçlendirme çalışmalarını sürdürüyor.

İşte yıl sonu dolar tahmini! Merkez Bankası açıkladı. Bakan Albayrak “dünya Washington dan kendini korusun.”

Merkez Bankası’nın eylül ayı beklenti anketinde yıl sonu dolar kuru beklentisi 6,5938’e yükseldi.

 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), beklenti anketinde 2018 yıl sonu dolar kuru beklentisi 6.5938 TL (önceki 5.9663 TL), gelecek 12 ay sonu dolar kuru beklentisi ise 7.0786 TL oldu.

TCMB Beklenti Anketi Eylül ayı sonuçlarına göre ay sonu TÜFE beklentisi yüzde 2,13, 2018 yıl sonu TÜFE beklentisi ise yüzde 19,61 oldu.

Önceki beklentiler sırasıyla yüzde 1,25, yüzde 16,45 seviyesindeydi.

Anket sonuçlarına göre Eylül sonu TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı beklentisi yüzde 21,44 oldu. Önceki anket döneminde beklenti yüzde 17,75 seviyesindeydi.

2018 yıl sonu cari denge beklentisi 49,67 milyar dolar açık şeklinde gerçekleşti

Bakan albayrak sert konuştu.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, ”ABD Başkanı Trump’ın Türkiye’ye nedensiz saldırısı sonrası dünya kendini Washington’ın ekonomik gücünden korumalı. ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetimi, NATO üyesi bir ülkenin ekonomisine alenen yaptırımlar ve tarifelerle saldırdı. Türk ekonomisi, negatif propaganda ve finansal sistemine yapılan saldırılar karşısında gücünü ortaya koydu” dedi.
Bakan Albayrak, Amerikan Foreign Policy dergisi için “ABD’nin küresel ekonomiyi yönetmesine güvenilemez” başlıklı İngilizce bir makale kaleme aldı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye yönelik saldırısının ardından dünyanın kendini Washington’ın ekonomik gücünden koruması gerektiğini vurguladığı makalesinde Albayrak, şu tespitlere yer verdi:
“Bu ağustos ayında Türkiye ekonomisi küresel haberlerin ana konusu oldu. Bunun sebebi, global ekonomik sistemdeki en büyük oyuncu olan ABD tarafından Türk ekonomisine yapılan sistematik saldırıydı. Bu, Türkiye ve ABD arasındaki ittifak tarihinin en hayal kırıcı anlarından biri oldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetimi, NATO üyesi bir ülkenin ekonomisine alenen yaptırımlar ve tarifelerle saldırdı.”

Bakan Albayrak, söz konusu saldırının döviz kurlarında dalgalanmalara yol açmasına karşın nihayetinde Türk ekonomisinin güçlü temellerini ortaya koyduğunun altını çizerken, “Türk ekonomisi, negatif propaganda ve finansal sistemine yapılan saldırılar karşısında gücünü ortaya koydu. Türk lirasında geçen ay yaşanan değer kaybına, hiçbir ekonomik göstergenin ya da makroekonomik verinin neden olmadığını vurgulamak önemli. Bu süreçte, Türkiye’nin finansal yapısı ve bankacılık sisteminde, önemli hiçbir değişiklik yaşanmadı” değerlendirmesini yaptı.

TCMB’nin bağımsızlığı ve etkinliği, hükümetin önceliği vurgusu

Türk hükümetinin yatırımcı dostu bir ortam yaratmak konusunda kararlı olduğunu ifade eden Albayrak, bu amaçla bazı ekonomik zayıflıkları ve potansiyel kırılganlıkları önlemek için gereken adımların atıldığını bildirdi.

Bakan Albayrak, makalesinde, ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) bağımsızlığının, etkinliğinin ve parasal politikada lider rolünde kalmasının, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin son 16 yıldaki tüm hükümetleri için olduğu gibi bu hükümetin de öncelikleri arasında yer aldığını vurguladı.

Türkiye’nin Uluslararası Para Fonu’na (IMF) başvurmasının ajandasında olmadığını da kaydeden Albayrak, “Türkiye, şimdiye kadar olduğu gibi döviz rezervlerini uluslararası piyasalardan sağlamaya devam edecektir. Bizim hedefimiz Türkiye’nin doğrudan yabancı yatırımları çekmeye devam etmesi ve küresel ekonomi için bir inovasyon, araştırma ve geliştirme merkezi haline gelmesidir” değerlendirmesinde bulundu.

DEV HAMLE – Türk Savunma Sanayi Göz Kamaştırıyor. #ASELSAN #ROKETSAN #BAYKAR

Türkiye, 2023’ten önce insansız savaş uçağı üretecek

İnsansız Hava Araçları (İHA) sistemleri geliştirici ve üreticisi Baykar’ın Makine Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar, “İnsansız savaş uçağını inşallah 2023 öncesi, 1.5 ton yük taşıyabilen daha stratejik görevler yapan insansız hava aracını da inşallah 2019’da uçuracağız” dedi.

 

Türk savunma sanayisinin geliştirdiği milli İHA ve SİHA’lar (Silahlı İnsansız Hava Aracı’nı) güvenlik güçlerine büyük katkı sağlıyor. Türkiye, son yıllarda envantere katılan İHA ve SİHA’larla hava sahasını kontrol eden en etkin ülkelerden biri haline geldi.

TSK, taktik ve operatif sınıfta gelişmiş ülkelerle rekabet edebilir düzeydeki İHA ve SİHA’lar sayesinde terör örgütüne ait belirlediği hedefleri imha ediyor. Baykar Makina Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar, Baykar’ın merkezinde müjdeyi verdi.

İnsansız savaş uçağının ne zaman kullanılacağı ile ilgili Bayraktar, “İnsansız savaş uçağını inşallah 2023 öncesi ve 1.5 ton yük taşıyabilen daha stratejik görevler yapan insansız hava aracı da inşallah 2019’da uçuracağız. Türkiye SİHA da satmaya başladı.2012 de biz minilerini satmıştık.

Şimdi büyükleri gitmeye başladı. Katar, Ukrayna olmak üzere 3-4 yer var” dedi.

“ÜÇ YILIM GÜNEYDOĞU DA GEÇTİ”

Terör olaylarının son iki yıl azalmasında İHA’ların büyük katkı sağladığını dile getiren Selçuk Bayraktar, “Ne insansız hava araçlarını ne de mühimmatlarını bize dışarıdan vermiyorlardı” dedi ve ekledi:

“Terörü bitirmek istemiyorlardı. Son iki senedir terör olayları çok azaldı niye çünkü insansız hava araçları çok etkili kullanılıyor. 58 tanesi Bayraktar’tan. Şu an biz konuşurken de 15 tanesi havada. Bu sayı git gide artacak 50 olacak. İnsansız hava araçlarını da teslim ettiğimizde iş bitmiyor. Eğitimlerini de biz veriyoruz. Benim üç senem ekiple beraber Güneydoğu da geçti. Afrin operasyonunda da çok özel teknolojilerle İHA’larımız donatıldı. Bayraktar TB1 kendi sınıfında dünyanın en iyisi. Türkiye kadar terörle mücadele harekatı yapıp bu kadar teknolojiyi kulnanan başka ülke yok.”

“PARAYLA ÖLÇÜLMEZ BİR KATKI”

Baykar’ın üretimiyle Türkiye’nin İHA ithalatı yapmasının önünün kesilmesinin ülkeye maddi katkısının hatırlatılması üzerine Selçuk Bayraktar, “Bu parayla ölçülmez; ölçülecek olsa milyarlarca dolardır” dedi.

Baykar’ın kendi içinde akademik bir kurum gibi çalıştığını ifade eden Bayraktar, “Lise çağlarından itibaren bizim çekirdek ekibimizin kadrosu bir yerde çalışmış değil kendi içimizde yetişmiş. Kendi içimizden yetiştiriyoruz” diye konuştu. (DHA)

SÜPER HABER – ALMANYA DUYURDU. Türkiye’ye tam 35 milyar dolar.

Almanlar duyurdu! Türkiye’den dev anlaşma

Alman medyası, Türkiye ve Almanya arasında 35 milyar euro büyüklüğünde devasa bir demiryolu projesi için anlaşmaya varıldığını duyurdu.

 

Tedarik tarafında Siemens`in lokomotifi olacağı konsorsiyum tarafından yürütülecek ve Almanya`nın finansal ve teknik desteğiyle yapılacak proje yeni yüksek hızlı tren alımını, yüksek hızlı trenler için yeni rotalar açılmasını, demiryollarının inşasını, mevcut olan hatların ve sinyalizasyon teknolojisinin modernizasyonunu kapsıyor.

Türkiye’nin, yeni demiryolu hatlarının inşası, mevcut olanlarının yenilenmesi ve son teknoloji sinyalizasyon sisteminin kurulması için Almanya ile hükümet nezdinde görüşmeler yapıldığı ifade edildi.

Ülkenin saygın medya kuruluşlarından, haftalık aktüel habercilik dergisi Der Spiegel’in belirttiğine göre, demiryolu hatlarının modernizasyonu için Almanya’nın finansal ve teknik uzmanlık desteğiyle yapılacak dev işbirliğinin boyutu 35 milyar euro. Spiegel, bu bedelin içerisinde teslim edilecek yeni trenlerin de bulunduğunu iddia etti.

Demiryolu projesinin Siemens’in başında olacağı bir konsorsiyum tarafından yapılması bekleniyor. Siemens, geçtiğimiz nisan ayında TCDD ile 10 adet Valero yüksek hızlı trenin teslimi için 340 milyon euro tutarında sözleşme imzalamıştı.

ÇİN OLMAYINCA ALMANYA DEVREYE GİRDİ

2. Abdülhamit döneminden bu yana demiryolu hatlarında Türkiye ve Almanya arasında süregelen işbirliğine dikkat çekilen haberde, proje için yetkililerin 3 aydır görüşmeler sürdürdüğü de vurgulanıyor.

Türkiye’nin bu süre zarfında Çin ile de aynı proje için müzakerelerde bulunduğu ancak çıkmaza girilmesinin ardından Almanya hükümetinin Türkiye ile normalleşmeye başlayan ve iyileşme sürecine giren ilişkilerin perçinlenmesi için projeyi fırsat olarak gördüğü ifade edildi

ALMAN BAKAN TÜRKİYE’YE GELECEK

Haberde, eylül ayı sonunda Almanya’nın Ekonomik İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yapan Thomas Bareiß tarafından Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirileceği ve finansman konusunun görüşüleceği söylenirken Türkiye’nin düşük faizli kredi ve ihracat garantisi istediği iddia edildi.

Almanya hükümetinin herhangi bir söz vermediği ancak mali destek konusuna sıcak baktığı da gelen haberler arasında. Mart ayında kurulan koalisyon hükümetinin ortağı olan sosyal demokrat SPD, Türk Lirası’nda yaşanan değer kaybı ve artan enflasyon nedeniyle Türkiye’ye destek verilmesi gerektiğini ifade etmişti.

Spiegel’in haberiyle ilgili Alman ve Türk hükümetlerinin yanı sıra Siemens kanadından da henüz bir yorum yapılmış değil.

Çok korkmuş ülkeden uyarı. “Atom bombası yapıyorlar” – Keşke diyoruz.

Almanların Türkiye korkusu! Türkiye gizlice atom bombası yapıyor

Alman Die Welt gazetesi, Türkiye’nin gizli bir nükleer silah programı yürüttüğünü gündeme getirdi.

Alman basını, Türkiye’nin gizli bir nükleer silah programı yürüttüğünü öne sürdü. Die Welt gazetesinde çıkan haberde, Alman istihbaratının Türkiye’yi özellikle takip etme sebebinin de bu olabileceği iddia edildi. Hürriyet’ten Ali Varlı’nın haberine göre,

Türkiye’nin atom bombası yapabilmesi için gerekli teknik bilginin Pakistan’dan gelmiş olabileceğinin ileri sürüldüğü makale, 1982-1988 yılları arasında Federal Savunma Bakanlığı’nın Planlama Bölümü’nde çalışan Hans Rühle imzası taşıyor.

Yazıda, “Alman Haber Alma Teşkilatı’nın (BND) Türkiye’yi takip için Türkiye üzerinden Irak ve Suriye’ye giden radikal İslamcı militanları, uyuşturucu kaçakçılığını ve Kürt militanları gerekçeler arasında gösterdiği bilinir. Ancak çok az bilinen ve dinlemeler için daha iyi bir gerekçe var. O da bir süreden beri Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan’ın işaretlerini verdiği nükleer silah sahibi olma isteği” denildi.

“İRAN’IN STRATEJİSİNİ UYGULUYOR”

Rühle yazısında Türkiye’nin nükleer silah üzerinde çalıştığının şimdiye kadar haber konusu olmadığını belirtirken, “İran’ın atom programı ve Kuzey Kore’nin nükleer silahlarla yaptığı provokasyonlar haberlere konu oluyor. Ancak Türkiye’nin atom silahı üzerinde yaptığı gizli çalışmalar basında hiç yer almadı. Oysa Batılı ülkelerin istihbarat teşkilatları bu konuda hemfikirler” görüşüne yer verdi.

Makalede, Türkiye’nin kendisine model olarak İran’ı aldığı belirtilirken, “Tahran sivil atom programı adı altında nükleer silah sahibi olmayı hedefliyor. Türkiye de İran’ın stratejisini uyguluyor. Türkiye nükleer programı uygularken resmi gerekçe olarak; milli ekonomi büyüyor ve bunun için de daha fazla enerjiye ihtiyacımız var diyor” ifadesi kullanılıyor. Yazıda, Türkiye’nin nükleer santral için Rusya’nın yanı sıra Japon ve Fransa ile yapılan nükleer santral anlaşmaları hatırlatılıyor.

“TÜRKİYE YANAŞMIYOR”

Die Welt’te yer alan yazıda, Türkiye’nin adı geçen ülkelerle yaptığı anlaşmalarda gerekli uranyum miktarının temini ve atık maddelerin geri alımı konusunda kendisini sınırlamaktan kaçındığına işaret edildi. Türkiye’nin yapılan anlaşmalarda bu iki konuyu gündeme getirmediği iddia edilen yazıda, bu durum şu sözlerle yorumlandı: “Türk yönetimi nükleer programın bu bölümünü elinde tutmak istiyor.

Nükleer silah geliştirmek isteyen ülkeler için bu durum çok önemli.” Haberde, nükleer atıklardan kurtulma tüm dünyada büyük sorun olarak görülürken, Türkiye’nin yakıt çubuklarını elinde tutmak istediğine değiniliyor. Rühle bu durumu da yazısında “Türkiye Plütonyum bombası üretmek istiyor” şeklinde yorumluyor.

“BND BİLGİ VERDİ”

Haberde, BND’nin elindeki bilgiye göre, Erdoğan’ın emriyle 2010 yılında uranyum zenginleştirme tesisi kurduğu öne sürüldü. BND’nin elinde ayrıca, Türkiye’nin çok miktarda santrifüj bulundurduğuna dair bilginin olduğu da belirtildi. Haberde, Türkiye’nin santrifüjleri Pakistan’dan temin ettiğinin tahmin edildiği yazıldı.