Gece yarısı korkutan deprem. Afad’tan açıklama geldi

Gece yarısı korkutan deprem. Afad’tan açıklama geldi. Allah yardımcımız olsun.

Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde 4.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem Antalya’nın tamamında ve Burdur ile Isparta’nın bazı ilçelerinde de hissedildi

Afet ve Acil DurumYönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) aktardığı bilgiye göre, Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde 02.02’te 4.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Yerin 47 kilometre derinlikte gerçekleşen deprem, Antalya’nın tamamında ve Burdur ile Isparta’nın Antalya sınırındaki ilçelerinde de hissedildi

Yaklaşık yarım dakika süren deprem kısa süreliğine paniğe neden oldu.

Öte yandan, Kandili Rasathanesi verilerine göre ise deprem, Döşemealtı ilçesi, Ilıcaköy mahallesinde 4.8 büyüklüğünde 105 km derinlikte meydana geldi.

AFAD’DAN AÇIKLAMA: OLUMSUZ BİR DURUM YOK

Antalya Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdürü Fevzi Timur, Döşemealtı ilçesinde 4,8 büyüklüğünde meydana gelen depreme ilişkin, jandarma, polis, 112 Acil Çağrı Merkezi ve kriz masası ekiplerine herhangi bir olumsuzluk bilgisi gelmediğini belirterek, “AFAD ekimizi de sahaya gönderdik. Arkadaşlarımız sahada inceleme yapacaklar fakat şu an için herhangi bir olumsuzluk yok.” dedi.

Ağız kokusu neden oluşur? Ağız kokusu nasıl önlenir? Ağız kokusu ilacı var mı? Ağız kokusu giderme yöntemleri neler?

Pek çok kişinin korkulu rüyası olan ağız kokusu gidermek için ne yapmalı? Ağız kokusu ilaç ve ağız kokusu tedavisi için arayış içinde olanlara güzel haber! Uzmanlar ağız kokusu neden oluşur sorusunun cevabını verirken ağız kokusu giderme için yapılacakları da sıraladı. İşte ağız kokusu nasıl önlenir diye merak edenlere 10 öneri…

Ağız kokusu korkulu rüyanız olmasın! Ağız kokusu ile baş edebilmek sanıldığından daha kolay. İşte ağız kokusu gidermek için yapılması gerekenler…

Birçok insanın sorunu olan ağız kokusu, kişinin hem kendisini hem de çevresini rahatsız eden bir durum.Ağız kokusunun yenip içilen gıdalardan kaynaklanmasının yanı sıra bazı hastalıkların da habercisi olabileceğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Diş Hekimi Alper Çıldır, ağız kokusundan kurtulmak için önemli tavsiyelerde bulundu.

Diş çürükleri ve dişeti iltihapları ağız kokusunun önemli nedenlerindendir. Ağız içindeki enfeksiyon, bakteri üremesini artırdığı için daima ağız kokusuna neden olur. Bu nedenle mutlaka diş sağlığı ve bakımına önem verilmeli.

Düzenli olarak günde en az iki defa dişlerin fırçalanması ve ağız garagarası kullanılması büyük önem taşır.

Dişeti sağlığı da çok önemlidir. Yılda en az iki defa düzenli diş hekimi kontrolünde olarak dişeti sağlığı kontrol ettirilmeli.

Ağız içindeki eskimiş köprü ve diş protezleri zamanla gıda birikmesine yol açarak kötü kokulara neden olabilir. Bu nedenle protez ve köprüleri düzenli aralıklarla kontrol ettirmek; yenilenmesi gerekenleri değiştirmek, eksik olan dişlerin yerleri için gerekli tedavileri yaptırmak gerekir.

Tükürük akış hızını arttırmak, ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yollarından biridir. Tükürük akış hızını arttırmanın en kolay yolu da uygun sakızların çiğnenmesidir. Şeker hastalığı gibi bazı hastalıklarda, pek çok ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkan ağız kuruluğu ağız kokusuna neden olur.

Şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgınızı artırarak ağız temizliğinize yardımcı olur. Sakızların içerisinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antibiyotikler vardır.

En önemli unsur bol su içilmesidir.

Aşırı uyuma nedenleri nelerdir? Aşırı uyuma nasıl önlenir? Aşırı uyuma zararlı mı?

Son zamanlarda herkesin sorunu uykusuzluk gibi gözükse de pek çok kişi bu durumun tam tersi yani aşırı uyuma problemi ile karşı karşıya. Aşırı uyuma zararlı mı? Aşırı uyuma hastalığı nasıl önlenir? aşırı uyu sebepleri neler? Aşırı uyuma sorununun çözümü var mı? İşte aşırı uyuma sorunu çekenler için kafalarındaki soru işaretlerini kaldıracak öneriler..

Uykusuzluk kadar aşırı uyumanın da hastalık habercisi olabileceğini belirten uzmanlar, kişinin iş ve sosyal yaşamına engel olması halinde mutlaka bir uzmana danışılmasını tavsiye ediyor. Aşırı uyumanın en çok uyku apnesinde ortaya çıktığını belirten uzmanlara göre, sorunun altında yatan hastalığın zamanında tedavi edilmesi önemli.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Barış Metin, uykusuzluk kadar aşırı uyumanın da bazı psikiyatrik hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi.

UYKU SÜRESİ NE OLMALI?

Uyku süresinin kişiden kişiye değişen bir durum olduğunu belirten Doç. Dr. Barış Metin, “Gece 12 saate kadar uyuyan sağlıklı bireyler vardır. Aşırı uyumanın bir hastalık olarak kabul edilmesi için öncelikle gündüz kişinin fonksiyonlarını bozması iş ve sosyal yaşamına engel olması gerekmektedir. Gündüz saatlerinde aşırı uykululuk hissediyorsanız, engelleyemediğiniz uyku ataklarınız oluyorsa, çalışırken istemsiz uykuya dalıyorsanız mutlaka bir doktora gitmelisiniz” uyarısında bulundu.

UYKU APNESİ YA DA NARKOLEPSİ OLABİLİRSİNİZ!

Birçok hastalıkta aşırı uyuma görüldüğünü kaydeden Doç. Dr. Barış Metin, “En sık uyku apnesi denilen durumda aşırı uykululuk görüyoruz. Uyku apnesinde gece nefes durmalarına bağlı olarak verimli uyunamaz ve gündüz çok fazla uyuklama oluşur. Bunun yanında narkolepsi denilen hastalıkta ani bastıran uyku atakları olur. Parkinson hastalarında da hastalığın seyrine ve kulanılan ilaçların yan etkisine bağlı uyku atakları görülebilir. Bunların yanında özellikle psikiyatride kullanılan ilaçlar da yan etki olarak aşırı uyuma yapabilmektedir” dedi.

UZMANA BAŞVURMALI

Aşırı uyku halinin nedenlerinin çeşitli olduğunu belirten Doç. Dr. Barış Metin, “Hastanın sorununun tam olarak ne olduğu anlaşılmalıdır. Aşırı uyma halinde mutlaka uyku bozuklukları konusunda uzman bir doktora başvurulmalıdır” dedi.

7 Soru ile burun ameliyatı hakkında merak edilenler.

Dünyada ve ülkemizde, en sık yapılan operasyonlar arasında “Burun ameliyatları” da yer alıyor. Bu kadar yoğun yapılmasına rağmen, halk arasında halen kafa karışıklığına neden olan ve şehir efsanelerine dönüşen yorumlar olabiliyor.

Burun ameliyatını planlanırken, mutlaka burun fonksiyonlarının dikkate alınması gerektiğinin altını çizen Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, bu ameliyatta hem burun fonksiyonlarının iyileştirilmesinin, hem de burun estetiğinin esas olduğunu açıklıyor.

Burun ameliyatı operasyonlarında merak edilen sorulara yanıtlar veren KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları söylüyor:

Soru1: Burun ameliyatı operasyonu sonrasında, çok ağrı veya morluk olur mu?

Doç. Dr. Seçkin Ulusoy Yanıtı: Bu ameliyatlar, ağrısız ameliyatlardandır. Dolayısıyla ameliyattan sonra, hemen hemen hiç ağrı olmaz, çünkü burun etrafı kemik dokular hareketli bölgeler değildir. Ağrının olmaması için hastalara özellikle ilk iki hafta süresince, aşırı gülme, sert şeyleri çiğneme gibi yüz bölgesini fazlaca hareket ettirecek eylemlerden uzak durmalarını öneriyoruz. Birçok hastamız, ameliyatın ikinci gününden sonra ağrı kesici dahi kullanma ihtiyacı hissetmiyorlar, fakat hastalarımıza yine de bu ilaçları ödem azaltıcı etkilerinden dolayı bir hafta kullanmalarını öneriyoruz. Morluk ve ödem durumu ise, mevcut teknolojisi ile kişiye göre de değişkenlik göstermekle birlikte oldukça asgari düzeydedir ve ikinci günün ardından hızlıca azalıp haftasında neredeyse hiç kalmıyor.

Soru2: Burun ameliyatı, küçük yaşlarda ve yaşlılıkta yapılabilir mi?

Doç. Dr. Seçkin Ulusoy Yanıtı: Kızlarda 16 yaş, erkeklerde 17 yaş, burun ameliyatı için alt sınır olarak esas alınır. Daha küçük yaşlarda ise, ileri düzeyde nefes almayı engelleyecek sorunlar varsa, kemikleşme noktaları korunarak, kıkırdak eğriliği veya nefes alma amaçlı burun ameliyatı yapmak zorunluluk olabilir. İleri yaştaki kişilerde ise genel sağlık durumu imkan verdiği sürece, bu ameliyatlar her yaşta yapılabilir. Fakat genellikle bu ameliyatları, ileri yaş grubunda çoğunlukla genel anestezinin risk ve zorluklarını da hesaba kattığımızda, kozmetik nedenlerden ziyade, nefes alma sorunlarını düzelmek mecburiyetiyle uyguluyoruz.

Soru3: Burun ameliyatı operasyonu sorasında, burun ucu düşer mi?

Doç. Dr. Seçkin Ulusoy Yanıtı: Düşmez, hatta tam tersi çok daha dirençli ve güçlü bir burun ucu olur. Günümüz rinoplasti ameliyatlarında, burunların ön kısmı greft denilen kıkırdaklar ile desteklenir. Dahası burun ucunun desteklenmesi sayesinde, ilerleyen yaşlarda fizyolojik olarak görülecek olan burun ucu açısının düşmesi büyük oranda engellenir. Uzun lafın kısası, bu ameliyat tecrübeli cerrahların ellerinde yapıldığı sürece, burun ucu düşmesi söz konusu olmaz.

Soru4: Burun ameliyatlarında, tüm hastalara aynı cerrahi yöntem mi uygulanır?

 

Doç. Dr. Seçkin Ulusoy Yanıtı: Bir hastaya uygulanan teknik, diğer bir hasta ile birebir aynı olmaz. Her bir burunun yapısı kişiye özgündür ve operasyon öncesinde kişiye özel planlama yapılır. Tüm bireylerin, yüz simetrisi, kıkırdakları, kemik, deri ve derialtı yapısı birbirinden farklıdır. Bu ameliyat, her biri el yapımı sanat eseri gibi kişiye özeldir.
Soru5: Burun ameliyatında, açık teknik mi, kapalı teknik mi uygulanmalıdır?
Doç. Dr. Seçkin Ulusoy Yanıtı: Cerrahın uzmanlık alanına göre, her iki teknikle de başarı elde etmek mümkündür. Her iki teknikle de, operasyon sırasında tüm sahaya müdahale edilerek, burun eti, geniz eti, sinüzit gibi sorunları gidermek mümkündür. İçinde bulunduğumuz coğrafyada sıklıkla, burunlar büyük ve içlerinde sorunlar çok olduğundan, Piezo cerrahi kullanabilme avantajlarından dolayı genellikle açık teknik tercih edilmektedir.

Soru6: Burun estetiği ve doğru nefes alma, dış yüzeyden yapılan bir ameliyat mıdır?

Doç. Dr. Seçkin Ulusoy Yanıtı: Tek bir kesi sayesinde, burunun dışına ve iki taraflı olarak içine müdahale edilebilir. Örneğin, bazı hastalarda, burun içinde bir sorun olmaz, ancak sadece dışındaki aks eğriliği nedeniyle burun tıkanıklığı sorunu yaşarlar ki, bu ancak rinoplasti yaklaşımıyla düzeltilebilir. Kimi zaman da, burun içindeki kıkırdak eğriliğini düzeltmeden, estetik müdahale yapmak yetersiz olacaktır. Bazen de burun dışını küçülttüğümüzde mevcut hava pasajının da içeriden daralmaması için içeride bazı işlemler yapmak gerekmektedir. Özetle burun, önemli görevleri olan ve mutlaka içi ve dışı beraber ele alınması gereken bir organdır.
Soru7: Burun tamponlarının çıkarılması, ameliyat sonrasının en zor olan yanı mıdır?

Doç. Dr. Seçkin Ulusoy Yanıtı: Uzun yıllardır, dokuya yapışan ve acı veren bez burun tamponları kullanmıyoruz. Günümüzde konu ile ilgilenen meslektaşımızın büyük çoğunluğu, silikon tamponlar veya kendiliğinden eriyen tamponlar uygulamaktadır. Bu amaçla en sık kullanılan malzeme olan silikonların ortasından hava almaya müsait boşlukları olup, burun içindeki mukoza dokularının yerlerine doğru oturmasını sağlamaktadır. Bu silikonlar genellikle 4-7 gün arasında çıkartılıyor ve ayrıca varlığı kişiyi hiç rahatsız etmemektedir.